BİR NEVİ OTUZÜÇ YAŞ ŞİİRİ ( Artık kısa pantolonlu çocukları Gençlik parkına götürmüyorlar Ve anneler trafik lambalarında köylü değiller o kadar Locadaki farelerden bile kemirgen Gişeci kadın nur sinemasında En sevdiğim karate filmi Tek kollu kahramanımızdı vang yu Ve ondan çok kollu doğmuştu bruce lee Ki genç yaşta kaybettik kendisini
Ulan falkonetti seni bir elime geçireceğim var ya Elektrikler kesilir zengin ve yoksul’un tam ortasında Ve’nin tam üstünde yani Hasstir dense de derinden yurttaşın Elektrik idaresindeki yurttaşa ne o yurttaş Zırpa pırta elektrik kesiliyor Diyebilesi yoktur ki
BİRTEK KOKUDUR GEÇMEYEN ZAMANLA HER DUYULDUĞUNDA BİRAZ DAHA KESKİNLEŞEN
O zaman amerikan arabaları bizim evin önünde Dolmuş eylerken caddeyi Ümit besen de film yapar niye yapmasın ki furyadır bu Ama seyretmek suça giriyor canım annem Zaten bu yumurtalı sandöviçlerle Kesin kovarlar bizi ki Korkarım her şiire konuk olacak Mahur bir otlupeynir kokusu süreyya sinemasında Mübarekler pikniğe gelmişler Hayır benim kokoş teyzem Mübarekler hakkari’ den gelmişler
Okul bitimlerinde çamsakızı ağlamalar yok artık Filiz beni unutma ki hakkari Unutulmaya müsait bir yerdir Mektup yaz yoksa çok kurak geçecek bu yaz Hep saklayacağım hatıra defterime yazdığın Yazının yanındaki kan damlayan kalbi Seni seviyorum ayşin Yemin et! bak vallahi!
Yok artık bu kendini şaşırmış Kendi edasını kendisi bozan cümleler
Niyazi’nin kısalığı uzunların problemi Aynı zekanın sırasında oturuyoruz Bozkırımın çilli çocuğuyla avukat oldu sonra Kimin neresine değer bu nostaljik kırıntılar Herkesin sandık odası kendine gizemli Ama kolejli çocuklar nasıl sevişiyor Ve kızlar yine kolejli onlarda ve taş gibi Bu kız var ya insanın sevgilisi olsa Uyku tutmaz adamı Ama rüyasında başka bir lavuğa vermesin hesabı Yükseliş’in tuvaletinde kız resmen düşük yapmış Tabii fevzi de yok Hepimizin bayıla bayıla yuttuğu Kolejli çocuk yalanlarını söylesin Ona kalsa artık sevişmese de olur Bütün okulu getirip götürmüşlüğü var Düzliseliliğimize cintonik içiyoruz Paralı palavralarıyla fevzi’nin Kolejliden darbe yeme işi ilerideymiş O zaman bilmiyoruz tabii
Haluk o zaman araba sahibi Ki biz bisiklet kavgası yapmaktayız daha Ağbim mustafa’yla E tabi mobilya dükkanı beş katlı olunca Olsun yakışır kardeşime ki bazı tandır ısmarlıyor Siteler dükkana gidince Nerden baksan kolası ayranı filan Epey para tutuyor konyalı’dan et yiyorsun kolay değil
Ah pınar! diye girmeli o sokağa Ey kalçası kendinden güzel kendinden bağımsız insan O kotu giyiyorsun ya senin değil Bizim üstümüze Yapışıyor Ki levis o zaman herkeste yok Biz yerli malı dandik kotu Çamaşır suyuyla amerikanlaştırıyoruz o devir ve Bir konvers almışım elden düşme ağlaya sızlaya Babaannem hiçbir marka bilmiyor Bu pırtıkları mı aldın diyebiliyor konversim hakkında Ve bir de filiz vermiş pınar’ın annesi bak sen Ve kader ve songül ve nazire Ve şu anda adını sayamadığımız Diyarbakır mantalitesinin kız çocukları Yakantop en erotik eğlencedir bize
Ah be melike geçme burdan çekirdek çitleye çitleye Biliyorsun fena oluyor yakan topun Ateşli kısmı sen gelince Annesi kuaför ya deli ediyor melike mahallenin istediği zaman fön çekemeyen kızlarını
SENİN GİBİ GÜZELİNİ BİR DAHA GÖREMEYECEĞİMİ BİLSEM NE ARTİSTİ BE KAPINA MENTEŞE OLURUM
Biliyorum aradan yirmi yıl geçti Bilmiyorum hangi manasız adamlarla seviştin Biliyorum çok geç oldu kalkacağız bu dünyadan Ama seni seviyorum melike Bu şiire biryerde rastlarsan mutlaka beni ara
Başak dediğin dünyanın en genç orospusu Sokaktan geçen saçının arkası uzun çocuğu kesiyor Benim elimi tutarken ki orta ikide henüz Ben lise birdeyim ki saçlarımı ortadan ayırmaya Cesaretim yok daha Seni seviyorum diyor yalandan Vallahi bak diye and veriyor sahtekar Ve sahtekarlık benim küçük aşüfteme o kadar yakışıyor Ve ben kadınların sahtekarlıklarına inanmaya Öyle erken bir yaşta başlıyorum ki Biliyorum gülücüğünde tüm erkeklere yer var Başak’ın
Ama gel gör ki ben o zaman Böyle entelektüel bakmıyorum hadiseye Tabii diyorum oğlu sende Bu burun olduğu müddetçe Ve skoda bacak durumun düzelmedikçe ki Herşeyin ameliyatı var bunun yok Hiçbir kızı tümüyle çıplak göremeyeceksin Peki saçlarımı ortadan ayırsam? Gitmez olum manyaklaşma senin kafan üçgen O vakit doğumgünü partisi yapmaktır tek çare ki Bu sene benim üçüncü doğuşum olacak bu Ota boka parti veriyoruz dans ederken ilhan Bir bacağını sabit tutacaksın akabinde tak Bacağın kızın iki bacağı arasına sızıyor iyi mi Önce müzük eye of the tiger yeni çıkmış Ve bittabii sade kola içiliyor o zaman kızlarla Ortamda içki varsa zaten büyük hadise Daha kabız zamanlarımız o zaman, o da şundan Hani pederden gizli tuvalette sigara içmeler sırasında E malum tuvaleti frost oluyor Sigara zayi olmasın sebebi o soğukta Uzayan tuvalet seansları kabız etti netice Peki hep mi tuvalet ihtiyacı İclal yengenin yemekli gecelerinde Az ye hayvan gören de Seni evde aç bırakıyoruz zanneder Ama bu börek değil be kardeşim başka bir şey Ecevit diyor naif amcam bu işi götürür kadrosu var Demirel’in yok mu Koskoca demokrat parti tecrübesi var Ecevit erbakan’la işe girerse sonu olur bence Ben onu demiyorum kardeşim diyor necdet amcam ki O ağbeysine kardeşim dediğine göre kesin hır çıkacak
Allahım ne çok aktif siyaset bu Pasif insanların hayatında Kaç hükümet düşürdü kaç devrim yaptılar Tavuk etli rakı sofralarında küçüklüğümün Bu kadar sever misin memleketi? Al! Şımardı işte! Hadi gel dee hala mı demirel geyiğine girme O zaman demirel başbakan olarak var ve Spor yaptığına dair hiçbir emare yok
Yok artık o rakı sofralarındaki Umutlu umutsuzluk Hep parayı buldun bulamadın muhabbeti şimdiki
Sülün abla senin kıymetini o astsubay bilmez Perdenin aralığında görmedi ki seni Evlendiniz sen de lök diye soyundun Kostüm zorlama ışık berbat Hiçbirşey sahiden olmuyor Ama bizim filmimiz öylemiydi seninle Yatardık sotaya pencerenin önüne Ürpertir soğuk gece şehvet neyse işte Senin odanın ışığı yanar Nasıl çapkın yüzlük bir ampul İlk gülme efekti belirir gecede Hemen susturulur kıkırdayan bizzat gece tarafından Bir an kaybolur odanın kırsalında Oyalanırsın on saniye kadar Derken bir dönersin ki bizim perde aralığına Allahım sutyen katına! Ve sülün bir beyaz sutyendir ergenlik çağımın adı Hani senin assubayın görmediği bile Hani o gerdek karanlığında alelacele çıkarıp Yastığın altına tıkıştırdığın Ben sende kadın meselesini sevdim biliyor musun Şimdi bırak bu ayakları diyeceksin Ama samimi söylüyorum Senden öğrendim tenimde kadın ne iş yaparmış Eyvah dedim ben şimdi hep bundan isterim Eteği de mi çıkardın Yok canım bu kadarına dayanmaz Uzayan sokağın abazanları İşte düşleri de gerçeği de öldürecek kadar soluk Ve bir son yazısı kadar sevimsiz gecelik Örttü meselenin üstünü. Yani demem o ki sülün ablam Biz bilirdik kıymetini Assubaya verdiler o başka
Bir fiyakayla geldiler seni istemeye O zaman sıteyşın reno yeni çıkmış Bagaj kısmında çocuk taşımak marifet o zaman İşte besili papyonlu bir yeğeni oraya çıkarmışlar Sen de bizim arabanın kafa sallayan köpeği ol misali
Gittin netice Sıteyşın bir kederle Bir daha ne senin kıymetin bilinir Ne de biz yatabiliriz herhangibir kimseyle Senin beyaz sutyenin olmadan...
Yok artık kaldırımlarda çekirdek çitleyip Ayıp şeyler konuşan mahalle çocukları Teknoloji diyorlar bilgisayar internet şu bu Eğer geçmemişsen İnteraktif bir kahve muhabbetinin eleğinden Senden bibok olmaz açık söyleyeyim Yalanı yüzde görmek gözde tanımak dolanı Diye bir şey vardı ki çetleşmelerde bulunmaz Yok artı subayevlerinin Salkım tadında dizilmiş bahçelerinden Gül çalan varoş romantikleri Kurutup karşılıksız aşklarına vandallayan Çağla çalmaya gider mi insan babasıyla Tam dallas’ın oynadığı saatte ki o saatte Apartmanı götürsen kimsenin ruhu duymuyor Eee kolay mı olum lusi’ye rey amcası kaymış Gerçi o sıra amcası olduğunu bilmiyormuş Ama olsun netice değişmez Islak çağlalar cepleri nemlendiriyor ya Nasıl bahar oluyor anlatamam Veya kırmızıyla daha dün tanışmış bir kiraz tanesinin Ki cennetin afişi bir gün yapılacaksa Mutlaka bu kiraz tanesi de bulunmalıdır Ağza getirdiği bayram sabahı ekşiliği Ben seni denedim demiştin ya yeter mi sana Hala utanırım hatırladıkça Hani kendi kirazlarım dururken Senden istemiştim de hani....neyse utandım yine.
Yok artık golf sahası ki Kalın duvar dikenli tel ardından izliyoruz Elin amerikalısının bizim mahalledeki golf maçını Tam yirmi yıl golf sahasının kıyısında oturdu ama Golfün nasıl oynandığını hala bilmez mahalleli Bazan aralardan kaçak sızmalar yapardık Hani gelincik toplama hesabına
VE ANCAK BENİM ÜLKEMDE KOVALAR ÇOCUKLARI BEKÇİLER ÇİÇEK TOPLUYORLAR DİYE...
hele bir de golf topu bulduk mu tamamdır lan oğlum bu topla ne oynuyor bu kerizler
sonra kaldırdılar dikenli telleri açıldı halkımın parkı halkıma ama bir daha asla gelincik bitmedi orada bu da kıssamızın acıklı hissesi bizde faiz yok hata payı veriyoruz...
ve sevmeyi ne çok severdik kızları, memleketi ve faşistlerden ne çok nefret ederdik faşist dediğin de kurtlu murtlu elmanın öbür yarısı işte daha sümüğümüz pantolonumuzda kurumamış elimizde leo huberman sosyalizmin alfabesi çeviriyoruz geleni geçeni hoop nereden geliyorsun bilader sağcı mısın solcu mu ben hiçbirşeye karışmıyorum ağbi yıkın bu ipneyi ot bu!
romantik şiddet diye bir şey vardı yok artık şiddet öküzleme bir şiddet işte
HERKES KATİL OLDU SONUNDA OYSA BİR ARA BAZILARI KAHRAMANDI.
Kim sallar bu kağıt yokluğunda Çok bölümü tuvalet kağıdına yazılmış şeyleri Çünkü akasyalar da yok artık Nasıl açardı bir orospunun Orasını burasını açması gibi Bahardan önce gelip baharı çekiştirir gibi
Akasyalar Yazlık sinemasında ömrümün Afişi olmalıdır çocukluk bölümünün Zaten iyi insan bir sevdiği artisti unutmaz Bir de akasyaları Eğer ki çocukluğuna açmışsa Yenir de o biliyorsun Ondan sonra ne zaman bir kız elini tutsa Hatırlarsın tadını
Neyse geç oldu ağbiyciğim Şimdilik bırakalım İstersen bırakma kağıt bitti zaten Ama ömür bu hep yazmaya sebep Nasılsa devam edeceğiz Yazmaya. Yaşamaya
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
1. ve 2. sıradaki profillerde benimdir.Eklerseniz sevinirim
Sevdalara bezenmiş geliyoruz...adımlarımız asker disiplininde siyah deyip basıyoruz sag ayagımızı yere gür bir beyazla indiriyoruz sol ayagı toprak ananın bagrına dogru.inat etmşiiz isyan etmiş serefsızlerın purolarından cıkan islerin kapkara yaptıgı duvarlarına..baca dumanından cıkar gıbı cıkıyor nefesımız gecenin zifiri karanlıgında,sıfırın altında bilmem kac derece soguga inat.meteliksiziz biliyorduk cebımızde basımızı dondurmeye yarayan kimyasalları almaya paramız yok,olsada almaya nıyetımız yok.vermısız kendımızı kopek oldurenın koynuna,köpek gıbı tıtrıyoruz,tahta banklara kendımızı bırakmıs haldeyken.tutsak etmıs bızı kendıne,gönüllü mahkumunuz senın ipe götürmeyınde muebbet verın siyah beyaz duvarların arasında.Arman olsun hücreme dolan ısıgım,uzun alanlar ıstemem keza sesimin yankısını duyacak kadar uzak olayım duvarlarına yeter bana.körolasın emı dünya,goremeyesın sevısmelerımızı boyluboyuna yatmısken dolmabahce sırtlarında.Büyük Amigomuzun dokulen yaslarını yalancı agıtların mahsulu sanarsın sen ey gidi serefıne yandıgımın medyası.mil çekilsin gözlerinize gormeyın emı armamızdaki TÜRK bayragının hıc bır takıma nasip olmadıgını,görmeyın siz kan fışkıran şeytan gözlerinizle şerefımızı yazdıgımız İnönü duvarlarındakı pankartları,sagır olun duymayın sarkılarımızı.sızlerı dusunupde zehır edemem valsımı yarıda bırakamam.ortakoy semalarında ucmaktayım su an,bogaz koprusune gerdanlık derdım de yalan,inanmayın siz.Dünyanın pırlantasıdır semtimiz.şerefin simgesidir armamız.varsın olsun olmasın müzemizde 2 tane UEFA patentlı kupamız yada armamızda sırıtan 3 tane yıldızımız,55bın ınegın otladıgı besi damımız olmasın ya da ne bıleyım tarıhınde tek basarısı uefa ceyrek fınalı olan göztepe gibi mazimiz olmasın.bizim tarihimiz yazsın her zaman ankaragünün yatışlarını satışlarını volkswagen bayısının kasasına ındırdıgı passat fıyatlarını ve surucu koltuklarındakı davarları.bunlardır bizi böyle süründüren tukruk bezlerımızı salgı manyagı yaparak delırten yüzlerıne tukursek bıle yarabbı sukur deyıp ırgalamayanlar.bunlardır kadıkoyde suyu son damlasına kadar kesen ve engel olamayan sahadakı gol yagmuruna.ve sonra bagısta bulunan kızılay kan bankasına.bizde böyle kardesım her sene boyle biz oyun bozanız kardesım.her turlu kumpasın ortasına atarız bedenımızıyumrugumuzu peskes masanıza vurmasakta her turlu bır yerden hıssettırırız acısını.peeeeh canına yanayım senın Karakartal nelere kadirsin be gözüm.nesin sen böyle aşık etmıssın yuzbınlerce şerefını kanında hısseden ınsanı...haykırtıyorsun peşinden milleti..coktan girmeye hazırlar zindanlara sırf siyahı ölesıye yasayayım dıye...senın ıcın bırakıp gelmısler baharları yazları asık olmuşlar kışa.sırf bembeyaz kar burusun her yanı dıye...anlatsam güler herkes içimdeki seni..deli kulpunu takacaklar belkı bana..ama sen benım ıcın herzaman kundakta bebeksın sevgıme muhtacsın bende senın tanrısal kokuna muhtacım.gozlernın hapsındeyım bırakmısım senın kullarına savur benı ordan oraya bebegım sut beyaz tenıne degmesın kımsenın elı..bir sonrakı görüş gününde görüşmek üzere Kartalım tum dunyam sensın.kalbımde taşikardi sinyallerı artıyor senı gordukce ve asıgım sana ölesıye,ölmez sag kalırsam bu dunyada,hergun SİYAHIN ZINDAN OLSUN BEYAZ AYDINLIK...
Sevdalara bezenmiş geliyoruz...adımlarımız asker disiplininde siyah deyip basıyoruz sag ayagımızı yere gür bir beyazla indiriyoruz sol ayagı toprak ananın bagrına dogru.inat etmşiiz isyan etmiş serefsızlerın purolarından cıkan islerin kapkara yaptıgı duvarlarına..baca dumanından cıkar gıbı cıkıyor nefesımız gecenin zifiri karanlıgında,sıfırın altında bilmem kac derece soguga inat.meteliksiziz biliyorduk cebımızde basımızı dondurmeye yarayan kimyasalları almaya paramız yok,olsada almaya nıyetımız yok.vermısız kendımızı kopek oldurenın koynuna,köpek gıbı tıtrıyoruz,tahta banklara kendımızı bırakmıs haldeyken.tutsak etmıs bızı kendıne,gönüllü mahkumunuz senın ipe götürmeyınde muebbet verın siyah beyaz duvarların arasında.Arman olsun hücreme dolan ısıgım,uzun alanlar ıstemem keza sesimin yankısını duyacak kadar uzak olayım duvarlarına yeter bana.körolasın emı dünya,goremeyesın sevısmelerımızı boyluboyuna yatmısken dolmabahce sırtlarında.Büyük Amigomuzun dokulen yaslarını yalancı agıtların mahsulu sanarsın sen ey gidi serefıne yandıgımın medyası.mil çekilsin gözlerinize gormeyın emı armamızdaki TÜRK bayragının hıc bır takıma nasip olmadıgını,görmeyın siz kan fışkıran şeytan gözlerinizle şerefımızı yazdıgımız İnönü duvarlarındakı pankartları,sagır olun duymayın sarkılarımızı.sızlerı dusunupde zehır edemem valsımı yarıda bırakamam.ortakoy semalarında ucmaktayım su an,bogaz koprusune gerdanlık derdım de yalan,inanmayın siz.Dünyanın pırlantasıdır semtimiz.şerefin simgesidir armamız.varsın olsun olmasın müzemizde 2 tane UEFA patentlı kupamız yada armamızda sırıtan 3 tane yıldızımız,55bın ınegın otladıgı besi damımız olmasın ya da ne bıleyım tarıhınde tek basarısı uefa ceyrek fınalı olan göztepe gibi mazimiz olmasın.bizim tarihimiz yazsın her zaman ankaragünün yatışlarını satışlarını volkswagen bayısının kasasına ındırdıgı passat fıyatlarını ve surucu koltuklarındakı davarları.bunlardır bizi böyle süründüren tukruk bezlerımızı salgı manyagı yaparak delırten yüzlerıne tukursek bıle yarabbı sukur deyıp ırgalamayanlar.bunlardır kadıkoyde suyu son damlasına kadar kesen ve engel olamayan sahadakı gol yagmuruna.ve sonra bagısta bulunan kızılay kan bankasına.bizde böyle kardesım her sene boyle biz oyun bozanız kardesım.her turlu kumpasın ortasına atarız bedenımızıyumrugumuzu peskes masanıza vurmasakta her turlu bır yerden hıssettırırız acısını.peeeeh canına yanayım senın Karakartal nelere kadirsin be gözüm.nesin sen böyle aşık etmıssın yuzbınlerce şerefını kanında hısseden ınsanı...haykırtıyorsun peşinden milleti..coktan girmeye hazırlar zindanlara sırf siyahı ölesıye yasayayım dıye...senın ıcın bırakıp gelmısler baharları yazları asık olmuşlar kışa.sırf bembeyaz kar burusun her yanı dıye...anlatsam güler herkes içimdeki seni..deli kulpunu takacaklar belkı bana..ama sen benım ıcın herzaman kundakta bebeksın sevgıme muhtacsın bende senın tanrısal kokuna muhtacım.gozlernın hapsındeyım bırakmısım senın kullarına savur benı ordan oraya bebegım sut beyaz tenıne degmesın kımsenın elı..bir sonrakı görüş gününde görüşmek üzere Kartalım tum dunyam sensın.kalbımde taşikardi sinyallerı artıyor senı gordukce ve asıgım sana ölesıye,ölmez sag kalırsam bu dunyada,hergun SİYAHIN ZINDAN OLSUN BEYAZ AYDINLIK...
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.
İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.
Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.
Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...
Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."
Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam... Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim. İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra.. Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık.. Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi.. Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri. Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim.. Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak.. Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum. Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin Korkuyordum Sonra iniyordum otobüsten Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum. Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda.. Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Seni asil insanların basit sevgileriyle değil, basit insanların asil sevgileriyle sevdim. Bu güzel aşkımıza nokta koyma, sana kucak dolusu virgül getirdim?
Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın, inan ki birtanem her gün yağmur yağardı.
Yanağına düşen kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde ve o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yüzünü rüzgara dön, ordayım!
İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim?
Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle... Bir tutam sevinç, bir tutam umut ve bir tutam mutluluk gönderiyorum sana.
Bir gül olmak isterdim! Neden mi? Beni koparıp kokladığında vücudunun derinliklerine girip bir daha oradan çıkmamak için?
Seni bulmaktan çok aramak isterim! Seni sevmeden önce anlamak isterim! Seni bir ömür boyu bitirmek değil de sana hep yeniden başlamak isterim.
Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır...
Beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.
Dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri, uçurumdan attım sessizliği, haber saldım rüzgarlara, fısıldasınlar kulağına seni ne kadar çok özlediğimi...
Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri aştı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu. Hissettin mi?
Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın!..
Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.
HAYAT YAŞANDIĞI KADAR VARDIR. GERİSİ YA HAFIZALARDAKİ HATIRA YA HAYALLERDEKİ ÜMİTTİR. HÜSRANI İSE BİRTEK YERDE KABUL EDİYORUM. YAŞAMAK VARKEN YAŞAYAMAMIŞ OLMAKTA.
UÇSUZ BUCAKSIZ GÖKYÜZÜNDE KANAT ÇIRPAN MARTILARIN. SONSUZ HUZURU ANLATAN DENİZİN MAVİLİĞİNDE GÖRDÜKLERİ KENDİ YANSIMALARI KADAR EŞSİZ HAYAT..... GÜLÜMSEDİKÇE VE UMUT ETTİKÇE YAŞAMAYA DEĞER.
KİMSESİZİM HISMIMDA YOK HASMIMDA! GÖRÜNMEZİM CİSMİMDE YOK RESMİMDE DİL ÜZMEZİM, TEK HECE VAR İSMİMDE BARINAĞIM GÖNÜL DENEN YER BENİM, BENİM ADIM AŞK!
BU GECE RÜYAMA GİR GİZLİCE BENİ SIM SIKI SAR ÖP KOKLA İYİCE SON KEZ İSYANLAR SAVUR KÜFRET GÜZELCE VE SONRA ÇEK GİT KAHROLASI HAYATIMDAN SİNSİCE!!...
HER ZAMAN J HAYATA, JÜCÜK SAÇ, JMEYİ BENİMSE, JEREK YAŞA,JÜNÇ DÜŞECEK KADAR ÇOK J, ÇÜNKÜ BU DÜNYADA SENİN BİR JÜŞÜN İÇİN YAŞAYAN BİRİ VAR.
BEN SENİ DELİ GİBİ SEVDİM, SEN BENİ DELİYİM DİYE SEVMEDİN.
YARINLAR HEP GÜZEL OLACAK DERLER OYSA BUGÜNLERDE DÜNLERİN YARINI DEĞİLMİ.
BİR APTALIN SİZİ ÖPMESİNE İZİN VERİN AMA BİR ÖPÜCÜĞÜN SİZİ APTAL ETMESİNE ASLA!.
AN GELİR İNSAN GÜLERKEN AĞLARMIŞ. GÖZYAŞLARI SEL OLUP KALBİNE AKARMIŞ KAHKAHA BİR MASKE DERLER BİLİRMİSİN? İNSAN SEVDİĞİNDEN AYRILINCA BU MASKEYİ TAKARMIŞ.
BANA DÜNYA YUVARLAKTIR DEDİN DEDİĞİN DOĞRUYSA NEDEN GERİ DÖNMEDİN.
GENÇLİĞİNE GÜVENİP ERKEN DERKEN BELKİ ELVEDA BİLE DİYEMEZSİN GİDERKEN.
DÜNYA DELİKANLI OLSAYDI YUVARLAK OLMAZDI.
ALLAH GÜCÜ ERKEĞE GÜZELLİĞİ KADINA VERMİŞ NEVARKİ HER ŞEYİ YENEN GÜÇ GÜZELLİĞE YENİLMİŞ.
BİLİYORUM GÜNÜN BİRİNDE NEKADAR BÜYÜK BİR HATA YAPTIĞINI ANLAYACAKSIN. AMA MAALESEF SEN GELDİĞİNDE SEVGİMİ HAKETMİŞ BİRİYLE OLMANIN MUTLULUĞUNU TADIYOR OLACAĞIM.
June 20
Video
[NUMBER ONE LOVE SONGS 2] 02 Roxette (It Must Have Been Love.mp3